YEMEN’DEN DÖNÜŞ: HER 900 ASKERDEN 850’Sİ GELEMEDİ
Efgan Babacan, “Yemen’den Dönüş” başlıklı yazısında, 1906 yılında Sultan II. Abdülhamid döneminde Yemen’de görev yapan Osmanlı redif askerlerinin yaşadığı acı dolu süreci kaleme aldı. Anadolu’nun farklı bölgelerinden Yemen’e gönderilen askerlerin terhis sürecini ele alan yazı, ağır kayıpları ve geride kalan ailelerin yaşadığı dramı gündeme getiriyor.
Hudeyde’de bekleyiş ve ağır kayıplar
Efgan Babacan’ın aktardığına göre, 1906 yılında Yemen’deki redif taburları kısım kısım terhis edilerek vapurlara binecekleri Hudeyde’ye gönderilmeye başlandı. Ancak vapur bulunamaması nedeniyle bazı taburlar burada uzun süre beklemek zorunda kaldı. Bu bekleyiş sırasında askerler çeşitli sıkıntılarla karşı karşıya kaldı.
Redif taburlarının yerine yeni nizamiye askerleri gönderildikçe terhis işlemleri devam etti. Ancak Babacan’ın yazısında dikkat çektiği en çarpıcı nokta, bazı birliklerin yaşadığı büyük mevcudiyet kaybı oldu. Yazıda, 900 askerle Yemen’e giden bazı redif taburlarının dönüş vapurlarına 50’den az askerle binebildiği ifade edildi.
Anadolu’nun dört bir yanından Yemen’e
Yazıda Rize Redif Livası, Isparta Redif Livası, Selanik Redif Livası, Zile Redif Livası, Trabzon Redif Livası, Muş Redif Livası, Tercan Redif Livası, Sinop Redif Livası ve Samsun Redif Livası başta olmak üzere Anadolu’nun farklı bölgelerinden gönderilen askerler hatırlatıldı.
Babacan, Yemen’e gönderilen ve geri dönemeyen askerlerin hatırasına dikkat çekerek bu birliklerin yaşadığı kayıpları sorguladı. Yazıda, Yemen’e giden askerlerin ardından annelerin, kardeşlerin ve sevdiklerinin yaşadığı acı, dönemin ağıtları üzerinden anlatıldı.
Yemen ağıtları hafızalardaki yerini koruyor
Yemen’e giden askerlerin geri dönmemesi, Anadolu’da derin bir ayrılık ve kayıp duygusu bıraktı. Bu acı, halk arasında söylenen Yemen ağıtlarına da yansıdı.
“Kışlanın önünde redif sesi var” dizeleriyle başlayan ağıtta, asker uğurlamalarının hüznü ve geri dönüş beklentisi dile getiriliyor. “Anu Yemen’dir, gülü çemendir / Giden gelmiyor acep nedendir?” dizeleri ise Yemen’e giden askerlerin ardından duyulan özlemi ve çaresizliği anlatıyor.
Efgan Babacan, yazısında Anadolu’nun farklı bölgelerinden Yemen’e gönderilen redif askerlerini hatırlatarak, yaşanan kayıpların unutulmaması gerektiğine dikkat çekiyor. Yemen’de hayatını kaybeden askerlerin hikâyesi, yalnızca bir askerî seferin değil, geride kalan ailelerin de tarihini oluşturuyor.
Babacan’ın yazısı, Yemen’de yaşanan acıları ve Anadolu’nun hafızasında iz bırakan asker kayıplarını yeniden gündeme taşıyor.




YORUMLAR