Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Trump’tan Rusya Hamlesi: Beklenmedik İznin Perde Arkası

Trump’tan Rusya’ya dikkat çeken bir hamle geldi: Yaptırımlar sürerken Moskova’nın enerji gelirlerinin önünü açan karar, Ukrayna cephesinde yeni soru işaretleri yarattı. Peki, Washington neden bir yandan barış arayışını sürdürürken diğer yandan Rusya’ya bu fırsatı sunuyor? Enerji piyasalarının ötesine uzanan bu hamlenin perde arkasında ne var? Ateşkes açıklamasından saatler sonra yaşanan saldırı ise tablonun göründüğünden çok daha karmaşık olduğunu ortaya koydu.

Trump’tan Rusya’ya dikkat çeken bir hamle geldi: Yaptırımlar sürerken Moskova’nın

Trump yönetimi, Rusya’nın enerji gelirlerini sınırlandırmaya yönelik yaptırımların artırılmasının beklendiği bir dönemde, Rus dizel yakıtının uluslararası piyasalara sunulmasına izin veren bir karar aldı. Ukrayna’daki savaşı sona erdirmeye yönelik diplomatik temasların sürdüğü sırada açıklanan karar, Kiev yönetimi ve bazı Avrupalı müttefiklerde rahatsızlık yarattı.

Trump, cuma günü Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaklaşık bir buçuk saat süren telefon görüşmesinin ardından anlaşmayı duyurdu. Truth Social hesabından yaptığı açıklamada görüşmeyi “son derece başarılı” olarak nitelendiren Trump, Rusya’nın önümüzdeki dönemde milyonlarca ton dizel yakıt sağlayacağını bildirdi. ABD Başkanı, anlaşmanın akaryakıt fiyatlarını düşüreceğini savunarak çiftçiler, hayvancılıkla uğraşanlar ve nakliye sektörü açısından daha düşük enerji maliyetlerinin önemine dikkat çekti.

ABD Hazine Bakanlığı da aynı gün, tankerlere yüklenmiş Rus dizelinin Nisan 2027’ye kadar uluslararası piyasalara sunulmasına olanak tanıyan geçici bir lisans çıkardı. Rus hükümetinin açıklamasına göre ihracat yasağı kısmen kaldırılırken, ilk aşamada 500 bin ton dizel yakıtın dünya piyasalarına sevk edilmesinin önü açıldı. Trump ise ilk aşamada 300 bin tonun üzerinde sevkiyat yapılacağını, kasım ayında 500 bin ton ve sonraki aşamada 1 milyon tonluk ek tedarik sağlanacağını açıkladı. Rafinerilerin kapasitesine bağlı olarak daha fazla sevkiyatın da gündeme gelebileceği belirtildi.

 

Kritik ayrıntı ortaya çıktı: Beklenmedik izin, büyük tartışma Trump Rusya için düğmeye bastı, planın bilinmeyen yüzü

 

RUSYA NASIL BİR KAZANÇ SAĞLAYACAK?

Anlaşmanın Rusya’ya sağlayabileceği ekonomik avantajlar, kararın açıklanmasının ardından tartışmaların merkezine yerleşti. St. Petersburg Devlet Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler üzerine doktora yapan ve Rusya konusunda araştırmaları olan Buğra Bekir Işılak, ABD’nin adımının Rusya’ya yönelik yaptırımların tamamen kaldırılması anlamına gelmediğini, ancak enerji ticaretinde önemli bir istisna oluşturduğunu söyledi.

ABD Hazine Bakanlığına bağlı Yabancı Varlıkların Kontrolü Ofisi’nin (OFAC) 9 Ekim’de yayımladığı 135 numaralı genel lisansa dikkat çeken Işılak, düzenlemenin Rus dizelinin satışı, taşınması ve ithalatıyla bağlantılı belirli işlemlere 7 Nisan 2027’ye kadar izin verdiğini belirtti.

Işılak, açıklanan sevkiyat miktarlarının gerçekleşmiş ihracat olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayarak, “Rusya açısından bu yeni ihracat geliri ve döviz girdisi anlamına gelebilir. Enerji sektörünün Rus ekonomisi ve kamu maliyesindeki ağırlığı düşünüldüğünde, gelirlerin vergiler aracılığıyla bütçeye katkı sağlaması mümkün. Ancak tamamını doğrudan savaş finansmanı olarak değerlendirmek doğru olmaz; gerçek etki sevkiyat miktarına, fiyatlara ve vergilendirmeye bağlı olacaktır” dedi.

Kararın asıl öneminin yaptırımların geleceğine ilişkin oluşturduğu mesajda bulunduğunu belirten Işılak, Batı’nın ekonomik baskıyı sürdürme hedefiyle enerji arzını güvence altına alma ihtiyacı arasında bir çelişki ortaya çıktığını ifade etti.

 

Kritik ayrıntı ortaya çıktı: Beklenmedik izin, büyük tartışma Trump Rusya için düğmeye bastı, planın bilinmeyen yüzü

 

Işılak, “Asıl mesele birkaç milyon tonluk dizelin yaratacağı gelirden çok, yaptırım denkleminde değişen dengedir. Yaptırımların gücü yalnızca Rusya’nın bugün ne kadar gelir kaybettiğiyle değil, Batı pazarlarına erişimin uzun süre sınırlı kalacağı beklentisiyle de ilgilidir. Washington kendi ekonomik ihtiyacı nedeniyle istisna oluşturuyorsa Moskova açısından yaptırımlar değişmez bir engel olmaktan çıkıp pazarlığa açık hâle gelebilir” değerlendirmesinde bulundu.

Rusya’nın olası kazanımının yalnızca dizel satışından elde edilecek gelirle sınırlı kalmayacağını belirten Işılak, “Batı Rus enerji gelirlerini azaltmak isterken küresel arz daraldığında Rus ürünlerine yeniden ihtiyaç duyabiliyor. Rusya açısından stratejik kazanç yalnızca daha fazla dizel satmak değil, enerji piyasasındaki ağırlığını ekonomik izolasyonun etkilerini azaltmak için kullanabilmek. Bu karar tek başına Rus savaş ekonomisini değiştirmez. Asıl kırılma, dizel için açılan kapının başka enerji ürünlerine de açılması hâlinde yaşanabilir” dedi.

 

Trump ile Putin arasında Rus dizel yakıtının ABD’ye ve uluslararası piyasalara sevkiyatı konusunda anlaşmaya varılmasının ardından Moskova Borsası ve RTS endeksleri yüzde 3,3 yükseldi.

 

TRUMP’IN UKRAYNA POLİTİKASINDA EKONOMİK ÖNCELİKLER ÖNE ÇIKIYOR

Rus dizeli anlaşması, Washington ile Kiev arasında gerilimin arttığı bir dönemde gündeme geldi. Trump’ın Ukrayna’nın Rus petrol rafinerilerine yönelik saldırılarını durdurması gerektiğini savunması ve Zelenski’nin liderliğini eleştirmesi, ABD yönetiminin savaşın sona erdirilmesi için Kiev üzerindeki baskıyı artırdığı yorumlarına yol açtı.

Axios’a konuşan ABD’li bir yetkiliye göre Trump, Zelenski’nin Rus rafinerilerine yönelik saldırıları durdurması yönündeki taleplere uymamasının ardından Putin ile anlaşma kararı aldı. Washington, Ukrayna’nın saldırılarının Rusya’daki yakıt tedarikini aksattığını ve enerji fiyatları üzerindeki baskıyı artırdığını savunuyor.

 

Kritik ayrıntı ortaya çıktı: Beklenmedik izin, büyük tartışma Trump Rusya için düğmeye bastı, planın bilinmeyen yüzü

 

Trump’ın Ukrayna liderine yönelik sert tutumunun yeni olmadığını belirten Buğra Bekir Işılak, Şubat 2025’te Beyaz Saray’da iki lider arasında yaşanan tartışmayı hatırlattı. Işılak, Trump’ın yaklaşımının önceki ABD yönetimlerinden farklılaştığını belirterek, “Biden yönetimi Ukrayna’ya desteği daha çok Rusya’nın askerî ilerleyişini durdurmak ve Avrupa güvenliğini korumak üzerinden ele alıyordu. Trump ise Amerikan çıkarlarını, ekonomik maliyeti ve hızlı sonuç alınabilecek pazarlıkları daha fazla öne çıkarıyor. Kiev’e verilen mesaj değişiyor: Destek sürebilir ama Washington bunun Amerikan ekonomisine sınırsız maliyet çıkarmasını istemiyor” dedi.

Işılak’a göre küresel enerji piyasalarındaki sıkışıklık, Trump yönetiminin Ukrayna politikasında ekonomik kaygıları daha belirleyici hâle getiriyor. Rus rafinerilerine yönelik saldırılarla Moskova’nın enerji gelirlerini azaltmayı amaçlayan Kiev yönetiminin yaklaşımı ile Washington’ın yakıt fiyatlarını düşürme hedefinin çatıştığını belirten Işılak, “Kiev’in savaş hesabıyla Trump’ın seçim hesabı aynı noktada karşı karşıya geliyor” ifadelerini kullandı.

Trump’ın Zelenski’ye yönelik yeni liderlik çağrısının da siyasi baskının bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Işılak, Ukrayna’da seçim yapılması konusunun güvenlik koşullarından bağımsız ele alınamayacağını vurguladı. Zelenski’nin Rusya’nın 60 günlük kapsamlı ateşkesi kabul etmesi hâlinde seçim düzenlemeye hazır olduğunu açıkladığını hatırlatan Işılak, şu değerlendirmede bulundu:

“Bu nedenle Trump’ın politikasını ‘ABD Rusya tarafına geçiyor’ şeklinde okumak doğru olmaz. Daha çok Washington, Kiev üzerindeki etkisini savaşı kendi siyasi ve ekonomik önceliklerine uygun biçimde sonlandırmak için kullanmaya çalışıyor. Ukrayna’yı masaya yönlendirmekle müzakere gücünü zayıflatmak arasındaki çizgi ise oldukça ince.”

 

Kritik ayrıntı ortaya çıktı: Beklenmedik izin, büyük tartışma Trump Rusya için düğmeye bastı, planın bilinmeyen yüzü

 

ATEŞKES AÇIKLAMASINDAN SAATLER SONRA HARKİV’E SALDIRI

Rus dizeli anlaşmasının yarattığı tartışmalar sürerken Trump, Rusya ile Ukrayna arasında enerji altyapılarına yönelik saldırıların durdurulması konusunda uzlaşma sağlandığını açıkladı. Ancak açıklamanın ardından Ukrayna’nın ikinci büyük kenti Harkiv’de önemli bir enerji tesisinin hedef alındığı bildirildi.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, tesisin güdümlü bombalar ve insansız hava araçlarıyla vurulduğunu açıkladı. Zelenski, sosyal medya paylaşımında saldırının zamanlamasına dikkat çekerek, “Bütün bunlar, ABD Başkanı’nın enerji ateşkesi hakkındaki açıklamasından sonra gerçekleşti” ifadelerini kullandı. Ukraynalı yetkililerin açıklamalarına göre saldırılarda Harkiv’de en az üç sivil hayatını kaybetti.

Trump, tarafların birbirlerinin enerji altyapılarını hedef almama konusunda anlaştığını öne sürerek ateşkesin ihlal edilmemesi gerektiğini belirtmişti. Ancak Moskova’dan anlaşmanın kapsamı ve yürürlük tarihi hakkında net bir açıklama gelmedi. Zelenski de duyurunun kendisi açısından yeni bir gelişme olduğunu belirterek ateşkesin ne zaman başlayacağının açıklanmasını istedi ve Ukrayna’nın böyle bir düzenlemeyi kabul etmeye hazır olduğunu bildirdi.

Buğra Beki Işılak, iddia edilen ateşkesin ilan edilmesiyle tarafların üzerinde uzlaştığı ve sahada uyguladığı bir anlaşmanın birbirinden ayrılması gerektiğini vurguladı. Enerji altyapılarının savaşın önemli cephelerinden biri olduğunu belirten Işılak, Rusya’nın Ukrayna’daki enerji tesislerine yönelik saldırıları ile Ukrayna’nın Rus rafinerilerine yönelik operasyonlarının taraflar açısından farklı sonuçlar doğurduğunu söyledi.

Işılak, enerji ateşkesi iddialarına yönelik, bu sonucun olası etkilerine ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

— Ukrayna açısından elektrik altyapısının korunması, özellikle kış yaklaşırken sivil yaşam için önemli. Rusya açısından rafinerilere yönelik saldırıların durması enerji üretimi ve ihracatı üzerindeki baskıyı azaltabilir. Yani aynı ateşkes bir tarafta elektrik kesintisi riskini azaltırken diğer tarafta enerji gelirlerini koruyabilir.

— Trump’ın girişiminin ekonomik boyutunu da gözden kaçırmamak gerekiyor. Küresel enerji arzı zaten baskı altında. Rus rafinerilerine yönelik saldırıların devam etmesi dizel piyasasını daha da sıkıştırıyor. Bu nedenle enerji ateşkesi Washington açısından yalnızca diplomatik bir girişim değil, enerji fiyatlarını kontrol altında tutmanın da bir yolu olabilir.

 

Kritik ayrıntı ortaya çıktı: Beklenmedik izin, büyük tartışma Trump Rusya için düğmeye bastı, planın bilinmeyen yüzü

 

ZELENSKİ’DEN HAVA SAVUNMA SİSTEMİ TALEBİ

Enerji altyapılarına yönelik saldırıların durdurulması, Ukrayna açısından özellikle kış aylarında elektrik, su ve ısıtma hizmetlerinin devamlılığının sağlanması bakımından önem taşıyor. Kiev yönetimi, enerji tesislerinin korunmasının yanı sıra Rus saldırılarına karşı hava savunma kapasitesinin güçlendirilmesini talep ediyor.

Zelenski, Ukrayna’nın Rusya’nın yüksek hızlı balistik ve hipersonik füzelerine karşı savunma yapabilmesi için Patriot hava savunma sistemlerine ihtiyaç duyduğunu yineledi. Ukrayna yönetimi, uluslararası müttefiklerinden savunma desteğinin sürdürülmesini ve kış aylarında enerji altyapısının korunmasına yönelik daha güçlü adımlar atılmasını istiyor.

Buğra Bekir Işılak, enerji ateşkesinin kalıcı barışla eş tutulmaması gerektiğini belirterek, anlaşmanın kapsamı ve ihlal mekanizmasının açıklığa kavuşturulmasının önemine dikkat çekti.

“Enerji ateşkesi doğrudan barış anlamına gelmez. Cephedeki askerî faaliyetler devam edebilir; toprak kontrolü ve güvenlik gibi temel anlaşmazlıklar da ortadan kalkmış değil. Ayrıca hangi tesislerin ateşkes kapsamında olduğu ve ihlallerin nasıl belirleneceği netleşmeden anlaşmanın ne kadar dayanacağını söylemek zor” diyen Işılak, sınırlı bir anlaşmanın daha geniş kapsamlı müzakereler için zemin oluşturabileceğini ifade etti.

Işılak, “Taraflar belirli bir konuda anlaşır ve buna uyarsa daha geniş müzakereler için bir zemin oluşabilir. Belirleyici olan ateşkesin ne kadar büyük sözlerle ilan edildiği değil, kaç gün sahada yaşayabildiği olacak. Aksi hâlde enerji cephesinde kısa bir sessizlik yaşanırken savaş diğer alanlarda devam eder” değerlendirmesinde bulundu.

 

ENERJİ PİYASALARINDA BELİRSİZLİK SÜRÜYOR

Rusya-Ukrayna savaşı ve Orta Doğu’daki çatışmalar, küresel enerji arzı üzerindeki baskıyı artırırken, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) üye ülkelerine acil durum dizel stoklarının serbest bırakılması ve mevcut rezervlerin kullanımının hızlandırılması çağrısında bulundu.

Trump yönetimi Rus dizelinin piyasaya sunulmasıyla enerji fiyatlarını düşürmeyi hedeflerken, Ukrayna ve bazı Avrupalı müttefikler bu adımın Moskova’ya ekonomik avantaj sağlayabileceği görüşünde. ABD’de anlaşmanın yasallığına ilişkin tartışmalar da sürerken, Rusya’ya yönelik yaptırımların geleceği Batı’nın ortak politikası açısından önemli bir sınama olarak öne çıkıyor.

Harkiv’de bildirilen saldırı ise enerji ateşkesinin sahada uygulanıp uygulanamayacağına ilişkin soru işaretlerini artırdı. Ateşkesin başlangıç tarihi ve koşulları netleşmeden yaşanan saldırı, Moskova ile Kiev arasındaki güvensizliğin sürdüğünü ortaya koydu. Önümüzdeki dönemde Rus dizeli anlaşmasının ekonomik etkileri, ABD ile Avrupa arasındaki politika farklılıkları ve enerji altyapılarını korumaya yönelik olası düzenlemeler, savaşın diplomatik ve ekonomik boyutlarını şekillendiren temel başlıklar arasında yer alacak.