Havaya atılan şaplaklar eşliğinde buram buram hamaset kokan konuşmanın gazına gelmişseniz, şu anda mehter marşı eşliğinde evinizde turluyor olabilirsiniz.
Fakat, gaza gelmemenizi şiddetle öneririm. Devlet Bahçeli’nin konuşması içine ustaca yerleştirilen gizli özneleri gözünden kaçırmamanızı isterim. Bahçeli, ABD-İsrail’in İran’a düzenlediği alçakça saldırı üzerinden Türkiye’ye korku salmaya, format atılan “çözüm süreci”ni yutturmaya çalıştı. Devlet Bahçeli, önderi bebek katili Abdullah Öcalan ve terör örgütü PKK’nın siyasi sözcüleri ile birlikte yürüttüğü sürece yeni meşruiyetler ve haklılıklar inşa etmek istedi. Bunu yaparken, her zaman olduğu gibi Türk milliyetçilerine zehri, çikolataya sararak sundu; konuşmasını Mehmet Akif’ten, Nihal Atsız’dan alıntılar yaparak süsledi. Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk ve kahraman silah arkadaşlarına göndermeler yaptı.
Hareketin lideri Devlet Bahçeli, İran rejimin üst düzey yöneticilerinin nasıl öldürüldüğüne dikkat çekerken “İç cephenin önemi, milli birlik ve dayanışmanın değeri zannederim çok daha iyi anlaşılmış ve açıklığa kavuşmuştur. Komşu ülkemiz İran’ın başına gelen dehşet verici musibetlerden ülkemizi soyutlamak ve ayrı düşünmek hem imkânsız, hem de izansızlıktır. ‘Terörsüz Türkiye’ hedefine dudak büken aymazlar, ne yaptığımızı, neyi amaçladığımızı daha iyi görüyor musunuz?” dedi. Bahçeli, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısını tekrar tekrar kutsadı!.. Herkesi saf ve balık hafızalı yerine koymaktan hiç tereddüt etmeyen Bahçeli, üstüne üstlük, “İç cephemiz sarsılırsa sağımızın solumuzun zehirli haşeratlarla dolacağını merak ediyorum, ne zaman görmeyi ümit ediyorsunuz” diye de sordu. Yeni ihanet sürecine karşı duranlara ağır hakaretler ve tehditler yağdırmayı da ihmal etmedi!..
Doğru… İran’ın düştüğü tuzağa düşmemeliyiz!..
O zaman, başta hareketin lideri Devlet Bahçeli olmak üzere tüm şakşakçılarına hatırlatalım;
ABD- İsrail, İran’a saldırısından yaklaşık 7 gün önce İran’da faaliyet gösteren Kürt örgütler, hükümet karşıtı ittifak kurduklarını tüm dünyaya ilan etmemişler miydi? Aralarında PKK/PJAK’ın da bulunduğu Irak’ta sürgünde olan beş örgüt “İran Kürdistanı Siyasi Güçleri Koalisyonu”nun kurulduğunu duyurmamış mıydı?..
Oluşumun sözde liderleri tarafından yapılan ortak açıklamada ittifakın amacı “İslam Cumhuriyeti rejiminin tüm meşruiyetini yitirdiği ancak maalesef iktidarda kaldığı İran’daki mevcut siyasi durumda varlığımızı ortaya koymak” olarak ifade edilmemiş miydi?.. Ortak açıklamada ittifakın ana hedefleri “İran İslam Cumhuriyeti’ni devirmek ve Kürtlerin kendi kaderini tayin etmesi” olarak belirlenmemiş miydi?.. Sözde örgüt liderleri, İran’daki hükümet karşıtı protestoları desteklediklerini açıklayıp “Kürt partileri, sivil toplum örgütleri ve muhalif gruplar arasında ortak, koordineli siyasi ve saha çalışmaları ihtiyacı olduğunu” söylememiş miydi?..
“Saha çalışmaları”ndan kasıt neydi, açık değil mi?..
Şu anda ABD-İsrail terör örgütü PKK ve uzantılarının İran’a sızması ve karışıklık çıkarması için yol temizliği yaptığı, bombardımanları o plana uygun şekilde gerçekleştirdiğini biz biliyoruz da siz bilmiyor musunuz?..
Üstelik, “Gerek Tel Aviv medyası, gerekse İsrail eski Başbakanı Bennett şu iddialarda bulunmuş: (Türkiye yeni İran’dır) . ABD’nin bir emekli albayı ise (İran’dan sonra sıra Türkiye’de) diye zırvayı hezeyanla perçinlemiş.” hatırlatmasını da yapan sizsiniz sayın hareketin lideri Devlet Bahçeli…
Suriye ve İran’ın ardından sıranın Türkiye’ye geleceği bu kadar açık ve netken… Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bugüne Kürtçü ve gerici yıkıcı ayaklanmalar gerçeği tecrübe ile sabitken…
YUTTURAMAZSINIZ… YUTTURAMAZSINIZ!..
Ne yaparsanız yapın, bu kutsal vatanın gerçek sahiplerini ve Türklük sevdalılarını kandırmazsınız…
Cani Abdullah Öcalan’ı ve onun peşinden giden ABD-İsrail uşağı siyasi temsilcilerini bize dost olarak kazıklayamazsınız ve KAZIKLAYAMAYACAKSINIZ!..
Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz.
Çok doğru söylediniz sayın Devlet Bahçeli; İran, İranlılarındır…
Ancak, sonsuza kadar hiçbir kimsenin değiştiremeyeceği, değiştirmeye gücünün yetmeyeceği koskoca bir gerçek var;
TÜRKİYE TÜRKLERİNDİR…
O KADAR!..

