Günlük hayatın vazgeçilmez iletişim araçlarından biri haline gelen WhatsApp grupları, yalnızca insanların haberleştiği dijital alanlar olarak değil, aynı zamanda kendi içerisinde farklı güç ilişkileri oluşturan yapılar olarak da değerlendiriliyor.
“Dijital Mikro-İktidarın Sosyolojisi Üzerine Tezler” başlıklı çalışmada, WhatsApp gruplarının işleyişi mizahi ve sosyolojik bir bakış açısıyla ele alınıyor. Çalışmada grup yöneticilerinden sessiz çoğunluğa, muhalif üyelerden mesaj silmeye, ittifaklardan gruptan çıkarılmaya kadar pek çok konu “dijital iktidar” kavramı üzerinden inceleniyor.
WhatsApp gruplarında “admin” gücü
Çalışmaya göre grubu kuran kişi, bir anlamda grubun “kurucu iktidarı” konumunda bulunuyor. Teknik olarak yalnızca yönetici olan admin, gerektiğinde üyeleri gruptan çıkarabilmesi nedeniyle grubun en güçlü aktörlerinden biri haline geliyor.
Bu durum çalışmada mizahi bir ifadeyle, “Adminlik, teorik olarak teknik bir görevdir. Pratikte ise egemenlik biçimidir.” şeklinde yorumlanıyor.
Admin değişikliği de klasik anlamda bir seçimden ziyade “iktidar transferi” olarak tanımlanıyor. Yeni yöneticinin göreve geldiğinde geçmiş mesajları incelemesi ise dijital iktidarın geçmişle olan ilişkisine örnek gösteriliyor.
Sessiz çoğunluk dikkat çekiyor
WhatsApp gruplarındaki üyelerin önemli bir bölümünün tartışmalara aktif olarak katılmaması da çalışmanın dikkat çektiği konular arasında yer alıyor.
Mesajları okuyup herhangi bir görüş belirtmeyen üyeler “sessiz çoğunluk” olarak değerlendirilirken, bu sessizliğin her zaman ilgisizlik anlamına gelmediği ifade ediliyor.
Çalışmada, bazı üyelerin yalnızca tartışmanın sonucunu görmek için bekleyebileceği ve kimin üstün geleceğini gözlemleyebileceği belirtiliyor.
Emoji tepkileri dijital oy haline geliyor
WhatsApp’taki emoji tepkileri de çalışmada farklı bir siyasi iletişim biçimi olarak ele alınıyor.
Beğeni, kalp, kahkaha, kızgınlık ve alkış gibi emojilerin grup içerisindeki destek, tepki veya alay biçimlerine dönüşebildiği belirtiliyor.
Bu açıdan bakıldığında WhatsApp anketleri de “dijital sandık” olarak nitelendiriliyor. Ancak anket sonucunun yönetici tarafından beğenilmemesi halinde sonucun yeniden değerlendirilmesi gibi mizahi bir durumun ortaya çıkabileceğine dikkat çekiliyor.
WhatsApp gruplarında muhalefet nasıl oluşuyor?
Çalışmanın dikkat çektiği başlıklardan biri de grup içerisindeki muhalefet.
Muhalif üyelerin, yöneticinin veya grubun genel görüşünün aksine fikirlerini dile getirerek grubun demokratik görünümünü koruduğu ifade ediliyor.
Ancak muhalif üyenin fazla konuşması halinde “grubun huzurunu bozmak” suçlamasıyla karşı karşıya kalabileceği belirtiliyor.
Çalışmada dikkat çeken bir başka nokta ise muhalefetin tamamen ortadan kaldırılmasının grubun demokratik görüntüsünü de zayıflatacağı yönündeki değerlendirme.
Mesaj silmek dijital hafızaya müdahale mi?
WhatsApp’ta mesaj silme özelliği de çalışmada “dijital hafızaya müdahale” olarak değerlendiriliyor.
Özellikle “Mesajı neden sildin?” sorusunun grup içerisindeki en güçlü denetim mekanizmalarından biri haline gelebildiği ifade ediliyor.
Çalışmaya göre sansür ise genellikle doğrudan “sansür” olarak adlandırılmıyor. Bunun yerine “Grubun huzuru için”, “Konuyu dağıtmayalım”, “Burası bunun yeri değil” veya “Arkadaşlar sakin olalım” gibi ifadeler kullanılıyor.
Ekran görüntüleri dijital delile dönüşüyor
WhatsApp gruplarında ekran görüntülerinin de önemli bir güç unsuru haline geldiğine dikkat çekiliyor.
Bir mesajın ekran görüntüsünün alınması, ilerleyen dönemlerde tartışmalarda yeniden kullanılabilecek bir “dijital belge” oluşturuyor.
Çalışmada, bağlamından koparılmış olsa bile ekran görüntüsünün grup içerisindeki tartışmayı büyütebildiği belirtiliyor.
WhatsApp’ta ittifaklar da kuruluyor
Grup üyeleri arasındaki ilişkiler de çalışmada siyasi ittifaklara benzetiliyor.
İki kişinin birbirinin mesajlarına sürekli kalp veya beğeni bırakması “emoji koalisyonu” olarak tanımlanırken, “Özelden konuşalım” ifadesi de grup dışı diplomasi olarak değerlendiriliyor.
Üç kişinin aynı tartışmada birbirini desteklemesi ise artık yalnızca fikir birliği değil, “örgütlü siyaset” olarak yorumlanıyor.
İlginç şekilde bu ittifakların sona ermesi için de büyük bir fikir ayrılığı gerekmiyor. Bir kişinin diğerinin mesajına cevap vermemesi bile koalisyonun dağılması için yeterli olabiliyor.
Gruptan çıkarılmak dijital yaptırım olarak görülüyor
WhatsApp grubundan çıkarılmak da çalışmada önemli bir yaptırım mekanizması olarak ele alınıyor.
Admin tarafından gruptan çıkarılan kişinin üyeliğinin sona ermesi, mizahi bir ifadeyle “dijital rejim değişikliği” olarak değerlendiriliyor.
Yeniden gruba alınmak ise “genel af” benzetmesiyle açıklanıyor. Ancak kişinin geçmişte yazdığı mesajların unutulmaması nedeniyle bu durumun bir tür “denetimli serbestlik” şeklinde devam edebileceği belirtiliyor.
WhatsApp geçmişi unutmuyor
Çalışmada dijital hafıza konusu da önemli bir yer tutuyor.
WhatsApp gruplarında geçmişte yazılan mesajların yıllar sonra bile yeni tartışmalarda kullanılabileceğine dikkat çekiliyor.
“Yukarıda yazmıştım” ifadesi de bu dijital hafızanın en belirgin örneklerinden biri olarak gösteriliyor.
İnsanların zaman içerisinde söylediklerini unutabileceği ancak WhatsApp’ın geçmiş mesajları saklayabildiği belirtilerek, dijital hafızanın bireysel hafızadan daha güçlü bir hale gelebildiğine dikkat çekiliyor.
“Herkes eşittir ama bazıları admindir”
Çalışmanın en dikkat çekici mizahi yaklaşımlarından biri ise WhatsApp gruplarındaki demokrasi anlayışına ilişkin.
“Herkes eşittir fakat bazıları admindir” yaklaşımıyla, grup içerisindeki yetki farklılıklarına dikkat çekiliyor.
Herkesin konuşma hakkına sahip olması, herkesin dinleneceği veya söylediklerinin dikkate alınacağı anlamına gelmeyebiliyor.
Bu nedenle WhatsApp grupları, gündelik hayatın içerisinde küçük ölçekli güç ilişkilerinin gözlemlenebildiği alanlar olarak değerlendiriliyor.
“Burası siyaset yeri değil” tartışması
Grup içerisinde siyasi veya tartışmalı bir konu gündeme geldiğinde kullanılan “Burası siyaset yeri değil” ifadesi de çalışmada ayrıca ele alınıyor.
Bu ifadenin çoğu zaman siyasi tartışmanın tam ortasında ortaya çıkması nedeniyle, siyasetin konuşulmasının engellenmesinin de başlı başına siyasi bir davranış olduğu yönünde mizahi bir değerlendirme yapılıyor.
Tartışmanın sonunda ise çoğu zaman bir üyenin “Arkadaşlar, birbirimizi kırmayalım” mesajıyla ortamı sakinleştirmeye çalıştığı ve grubun kısa süreliğine yeniden sessizliğe döndüğü aktarılıyor.
Sonuç: Dijital dünyanın küçük iktidar alanları
“Dijital Mikro-İktidarın Sosyolojisi Üzerine Tezler” başlıklı çalışma, WhatsApp gruplarını gündelik iletişimin ötesinde değerlendirerek dijital ortamlardaki güç ilişkilerine dikkat çekiyor.
Adminlerin yetkileri, üyelerin tepkileri, muhalefet, sansür, ittifaklar, ekran görüntüleri ve geçmiş mesajlar üzerinden yapılan değerlendirmeler, WhatsApp gruplarının kendi içerisinde küçük bir siyasi düzen oluşturabildiğini ortaya koyuyor.
Çalışmanın mizahi sonuç cümlesi ise şöyle:
“WhatsApp grubunda demokrasi vardır. Yeter ki admin izin versin.”




YORUMLAR