Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu‘nun da arasında bulunduğu 106’sı tutuklu 402 kişinin yargılandığı İBB Davası, 5. haftada da görülmeye devam ediyor.
Geçen perşembe günü 18 ismin tahliye edilmesinin ardından 16. duruşma günü, tutuklu isimlerin savunmalarıyla devam ediyor.
Bugün ilk olarak, 18. sıradaki İBB Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Daire Başkanı Seyfullah Demirel savunma yaptı. Duruşma, tutuklu diğer isimlerin savunmaları ile sürecek.
İşte İBB Davası’nda anbean yaşananlar…
13.10 | “BALIĞI RÜYADA YİYORUZ”
Duruşmaya verilen ara sonrası nezarethaneye indirilen Ekrem İmamoğlu, izleyicilerin geçmiş olsun dileğine “Biraz boğazımda kızarıklık var ama iyiyim” diyerek karşılık verdi.
İmamoğlu izleyicilerin “Balık yiyin başkanım balık” demesi üzerine ise gülerek “Balığı rüyada yiyoruz” ifadelerini kullandı.
12.55 | DURUŞMAYA İLK ARA
Mahkeme heyeti, duruşmaya 1 saatlik ara verdi.
12.30 | EYLEM EYLEM SAVUNMA: “BİLİRKİŞİNİN DEDİĞİ GİBİ YAPSAYDIM İHALEYE FESAT KARIŞTIRIRDIM”
Demirel, iddianamede kendisine suç olarak yöneltilen 133, 134 ve 137 numaralı eylemlere ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Demirel, 137 numaralı dosyanın Aralık 2022 tarihine ait olduğunu hatırlatarak, bu dönemde görevde bulunmadığını ve dosyada imzasının bulunmadığını söyledi. Buna rağmen iddianamede bu eylemde de adının yer almasını eleştiren Demirel, bu durumun dosyanın yeterince incelenmeden hazırlandığını gösterdiğini söyleyerek söz konusu eylemden ayrılmasını talep etti.
İstanbul’daki kışla mücadele için yapılan ihalelere ilişkin, eylem 133 ve 134’te benzer suçlamalar yöneltilen Demirel, 133 numaralı eyleme ilişkin rekabeti sınırlama suçlamasına yönelik konuşurken yapılan iş deneyim oranının yüzde 50 olarak belirlenmesinin mevzuatta izin verilen üst sınır olduğunu ve İstanbul gibi yüksek riskli bir şehir için bu sınırın kullanılmasının gerekli olduğunu savundu.
Önceki yıllarda da benzer oranların uygulandığını belirten Demirel, oran yüzde 25’e düşürüldüğünde dahi ihaleye katılan firma sayısının değişmediğini, dolayısıyla bu kriterin rekabeti sınırladığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını söyledi.
133 numaralı eylemde yer alan bir diğer suçlama olan ihalenin kısmi teklife kapatılması konusuna ilişkin olarak ise Demirel, hizmet alımı ihalelerinde kısmi teklifin zorunlu olmadığını belirtti.
Kışla mücadele gibi yüksek koordinasyon gerektiren bir işin parçalara bölünmesinin sahada ciddi aksamalara yol açacağını ifade eden Demirel, bu nedenle ihalenin tek parça halinde yapılmasının teknik bir zorunluluk olduğunu savundu.
İSFALT ve İSTAÇ gibi İBB iştiraklerinin ihaleye katılması üzerinden suçlanmalarına karşı çıkan Demirel, şunları söyledi:
“İhale yetkilisi olarak belediye şirketinin benim ihaleme gireceğini önceden nasıl bilebilirim? Eğer o şirket bana gelip ‘ihaleni ona göre kısmi teklife aç’ derse ve ben de işi ona göre organize edersem, işte ihaleye fesat karıştırmak budur. Bilirkişinin dediği gibi yapsaydım o zaman ihaleye fesat karıştırırdım.”
134 numaralı dosyada gündeme getirilen yağmur suyu kanalları temizliği ile karla mücadele işlerinin birlikte ihaleye çıkılmasına da değinen Demirel, bu iki işin teknik olarak birbirinden ayrılamayacağını ifade etti. Kış şartlarında drenaj sistemlerinin çalışmasının hayati önemde olduğunu belirten Demirel, bu nedenle söz konusu hizmetlerin aynı ihale kapsamında yürütülmesinin zorunlu olduğunu savundu.
“İBB SÖZ KONUSU OLUNCA FARKLI ANLAMLAR YÜKLÜYORSUNUZ…”
Bilirkişi raporlarında çelişkiler bulunduğunu da belirten Demirel, aynı işlerin daha sonra alt yükleniciler tarafından yine birlikte ihale edildiğini, buna rağmen kendilerinin ayrı ihale yapmadıkları gerekçesiyle suçlandığını söyledi.
Demirel, bilirkişi raporuna yönelik şöyle konuştu:
“O bilirkişiler adına utandım. Hem Karayolları’nda müdürlük yapacaksınız ve bilirkişi olarak görevlendirileceksiniz, hem de her gün yaptığınız işi burada çarpıtarak İBB söz konusu olunca farklı anlamlar yükleyeceksiniz. Bu bilirkişi raporunu hazırlayanlar, Danıştay 13. Dairesi’nin bu tür işlerin kısmi teklife açılması zorunluluğu olmadığına dair kararlarını görmezden gelmişler.”
12.00 | İMAMOĞLU’NDAN DEMİREL’E SORULAR
Demirel savunmasını tamamladı. Mahkeme Başkanı’nın ardından Ekrem İmamoğlu soru sormak üzere söz aldı.
“Saygıdeğer Daire Başkanı Seyfullah Bey” diyerek hitap eden İmamoğlu, “Bu insanlar kolay yetişmiyor ve bu insanlardan biz de bir şey öğreniyoruz” dedi.
Demirel’in iddianamedeki çelişkilere ilişkin savunmasına değinen İmamoğlu, “İfade ettiği şekliyle, işbirliği ile hazırlanan iddianameyle Türkiye’de hapis yatıramayacağınız bürokrat yok. Herkesi atın hapse… (Seyfullah Demirel’e) Sizinle, göreve başlamadan önce bir tanışıklığımız, ideolojik iş birliğimiz, masamız oldu mu, olmadı mı?” diye sordu.
Seyfullah Demirel ise, “Bir işbirliğimiz olmadı, tanışıklığımız yok. İdeolojik olarak yakınlığımız yok” diye yanıt verdi.
İmamoğlu ardından, “İş görüşmelerinde ve kabulde herhangi bir özel şart, telkin, yönlendirme gibi şartlarla karşılaştınız mı?” diye sordu.
Esprili bir yanıt veren Demirel, “Karşılaştık. Sayın Başkanımıza Daire Başkanlığını tanıttık, bize ilginç bir talimat verdi. ‘Ben Beylikdüzü Belediye Başkanıyken İBB’den tuz istedim, bana çok gördüler. Size talimatımdır; belediye ve parti ayırmaksızın ne kadar tuz isterlerse vereceksiniz’ dedi. Biz talimatı yerine getirmedik… İstedikleri kadar değil, gerektiği kadar tuz verdik. Bugüne kadar hiç kimseden gayri meşru denebilecek hiçbir teklif almadım” ifadelerini kullandı.
11.40 | DEMİREL: ‘İMAMOĞLU İLE ÇALIŞMASAYDIK HATTA FARKLI BİR CHP’Lİ BELEDİYE BAŞKANI İLE ÇALIŞSAYDIK KARŞINIZDA OLMAZDIK’
Tutuklanma gerekçesi ve iddianamedeki eylemler yönünden çelişkiler olduğunu belirten Demirel, savunmasında şunları söyledi:
“Siz genelde bizim savunmalarımız bittikten sonra, ilk gözaltına alındığımızda emniyet tarafından ve savcılıkta verdiğimiz ifadelerle şu anda verdiğimiz ifadeleri kıyaslayarak sorular sormaktasınız. Ancak bana bu soruyu soramayacaksınız. Niçin? Çünkü benim emniyette ve savcılıkta verdiğim ifadeyle, yani tutuklanma gerekçelerimle daha sonra çıkan iddianame aynı değil. Ben, ‘ihaleye fesat karıştırdığım’ iddiasıyla tutuklandım; ancak ‘kış şartlarıyla mücadele’ konusundan dolayı iddianame çıktı, ondan da cezaevinde devam ediyorum. Bu dosyalarla ilgili ne emniyet ne de savcılık tarafından herhangi bir ifadem alınmadığı gibi bir tutuklama kararım da yoktur. Yani ortada kalmış bir durumdayız; neyle tutuklandık, neyle yargılanıyoruz biz de şaşırmış durumdayız. İddianamede özellikle bir cümle geçmektedir: ‘Sanık Seyfullah Demirel, cezaevinde olduğundan ifadesi alınamamıştır’ diyor. Yani cezaevindeysem daha rahat ve sağlıklı bir şekilde ifadem alınabilirdi ki her ay SEGBİS mahkemelerine çıkmaktaydık.
Ben 1994 yılında Avcılar Belediyesi’nin açmış olduğu bir sınavla belediyecilik hayatıma başladım. 32 yıl oldu. İlk belediye başkanım, rahmetli Tahsin Salihoğlu’ydu; partisi Anavatan Partisi’ydi. 1999 yılında Mustafa Değirmenci ile yine Avcılar Belediyesi’nde çalıştım; 2004 yılına kadar partisi Demokratik Sol Parti’ydi. 2004 yılından 2014 yılına kadar Küçükçekmece’de çalıştım; belediye başkanının seçildiği parti AK Parti’ydi. 2014 yılından 2019 yılına kadar siyasi sebeplerle görevden alındım. 2019 yılından itibaren de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Daire Başkanı olarak görev yapmaya başladım. 1994’ten Büyükşehir Belediyesi’ne kadar geçen süreç içerisinde biz sadece devletimize ve milletimize hizmet ettik; 16 milyon İstanbulluya hizmet etmeye devam ettik.”
Ben, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde göreve gelirken; kayırmacılıkla, partizanlıkla veya herhangi bir siyasetin aracılığıyla, ‘bizden biri’ veya hemşehri/akraba bağlantılarıyla gelmedim. Bu işleri yaptığım için önerildim, istendim ve kabul edildi. Daha önceki belediyelerde yaptığım tüm ihalelerde ve işlerde ne yaptıysam aynısını İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde de yaptım. Ne ihalenin yeterlilik kriterlerinde ayrı bir metot uyguladım ne de sahada çalışırken ayrı bir teknoloji veya ayrı bir iş gücü getirdim. Daha önceki belediyelerde tutuklanmayıp bu belediyede yaptığım bu işlerden dolayı tutuklanmamı çok manidar görüyorum. Şuna yoruyorum: Biz, Büyükşehir Belediyesi’nde Sayın Ekrem İmamoğlu ile çalışmayıp başka birisiyle çalışsaydık; hatta o çalıştığımız kişi Cumhuriyet Halk Partisi’nden bir belediye başkanı olsaydı, biz sizin karşınıza inanın gelmeyecektik.
Sayın Başkanım; üç dosyadan savunmam isteniyor: 133, 134 ve 137 nolu dosyalar. Ben 2019 yılında Büyükşehir’de başladım; 2022 yılının Temmuz ayında Altyapı Daire Başkanlığı görevinden ayrılıp Fen İşleri Daire Başkanlığı’nda mühendis olarak çalışmaya başladım. Yani üç yıl bu görevi yaptım. Ancak 137 nolu eylem dosyası Aralık 2022 tarihine ait bir dosyadır; yani görevde olmadığım tarihe aittir. Diğer arkadaşlarımızın emniyetteki ifadelerinde; Seyfullah Demirel’in bu dosyalarda imzasının olmadığını ve görevde olmadığını belirtmelerine rağmen dosyalarda hâlâ ismimin geçmesi, bu iddianamenin ne kadar çalakalem hazırlandığının veya ifadelerimiz alınmadan önce iddianamenin hazırlandığının bir göstergesidir. Bu sebeple 137 nolu eylem dosyasıyla ilgili, görevde olmadığım için söyleyebilecek bir şeyim yoktur. Sizin de beni o eylem dosyasından ayırmanızı rica ediyorum.”

