AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Suudi Arabistan ve Mısır ziyaretleri dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Erdoğan pek çok konuya ilişkin açıklama yaptı.
“Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır olarak tüm süreçlerin içinde olmayı, böylece Filistinli kardeşlerimizin hukukunu korumayı hedefliyoruz” diyen Erdoğan, KAAN projesine dair Suudi Arabistan ile ortak yatırımın gündemde olduğunu söyledi. Erdoğan, Suudi Arabistan ile yapılan anlaşmalara da değindi. Suudi Arabistan’ın Türkiye’ye “güneş ve rüzgar santralleri” inşa edeceğini belirtti.
Açıklamalarının sonunda CHP’yi de hedef alan Erdoğan, muhalefetin “deprem felaketinden rant devşirmeye çalıştığını” söyledi. CHP’li belediyelere dair operasyonlar içinse “Yargı şu anda bunların üzerine kararlı bir şekilde gidiyor” ifadesini kullandı.
‘Suudi Arabistan şirketleri Türkiye’de güneş ve rüzgar santralleri inşa edecek’
Sabah‘ın haberine göre, Erdoğan, Suudi Arabistan ile savunma sanayii konusundaki anlaşmalar için, “Önemli iş birliklerine imza atıyoruz ve bunu geliştirmekte de kararlıyız. KAAN sadece bir savaş uçağı değil, KAAN Türkiye’nin mühendislik kabiliyetinin, bağımsız savunma iradesinin sembolüdür. KAAN ile ilgili övgü dolu birçok geri dönüş aldık. Dünyada bu alanda daha fazla söz sahibi oldukça, bu tür iş birliklerimiz de kesinlikle artacaktır. Kaldı ki Suudi Arabistan ile bu konuda ortak yatırım söz konusu. Her an bu ortak yatırımı da gerçekleştirebiliriz” dedi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı arasındaki “yenilenebilir enerji” anlaşması imzalandığını da belirten Erdoğan şöyle konuştu:
Suudi Arabistan şirketleri Türkiye’de toplam 5 bin megavat gücünde güneş ve rüzgar santralleri inşa edecek. İlk aşamada Sivas ve Karaman’da 1000’er megavatlık güneş enerjisi santralleri yapılacak. Yatırımlar, dış finansman ve uluslararası krediler yoluyla hayata geçirilecek. Bu santrallerden Türkiye’de bugüne kadar görülen en düşük fiyatlardan elektrik alımı yapacağız. İki güneş enerjisi santrali projesiyle 2,1 milyon hanenin elektrik ihtiyacı karşılanacak. 2027 yılında temelleri atılacak santraller yüzde 50 yerlilik oranına sahip olacak. Projeler elektrik ekipman ve hizmet sektörlerimize önemli katkı sağlayacak.

ABD-İran gerilimi: ‘Zemin diyaloga ve diplomasiye hâlâ açık’
Erdoğan’a sorulan sorulardan biri de İran-ABD gerginliğiydi.
Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmeler sonrası gelinen nokta için Erdoğan, “Gerilimin bölgeyi yeni bir çatışmaya, kaosa sürüklemeden düşürülmesi için elimizden geleni yapıyoruz” dedi. Sorunların diyalog yoluyla çözülmesini istediklerini, müzakere zeminini kuvvetlendirmek için çalıştıklarını savunan Erdoğan şunları söyledi:
İşi sıcak tutuyoruz. İran’a askeri müdahaleye karşı olduğumuzu net şekilde ortaya koyduk ve bunu muhataplarımıza ilettik. Şu ana kadar tarafların diplomasiye alan açmak istediğini görüyorum. Bu olumlu bir gelişme olarak önümüzde duruyor. Sorunların çözüm yolu çatışmalar değil, uzlaşma zemininde buluşmak ve müzakere etmektir. Süreç canlıdır ve kopmuş değildir. Zemin diyaloga ve diplomasiye hâlâ açıktır. Alt düzeyde yapılacak görüşmelerde mesafe alınmasının ardından liderler seviyesinde müzakerenin de faydalı olacağını düşünüyorum. Askeri gerilim bu kadar artmışken müzakere masasının bir şekilde kurulacak olması da önemlidir.
“Bölgemizde yeni bir savaş istemiyoruz” diyen AKP’li Cumhurbaşkanı, “Suudi Arabistan da tabii ki bu bölgedeki çatışmalardan etkileniyor. Onlar da bölgemizde huzurun, barışın ve sağduyunun hakim olmasını istiyor” ifadelerini kullandı.
‘Türkiye Gazze ‘barış’ planının olması gerektiği gibi işletilmesi için etkin bir rol oynayacak’
Trump’ın “Gazze planı” da uçakta gündeme geldi.
Erdoğan, “barış” adı verilen yağma planını savundu ve “Türkiye, Gazze barış planının olması gerektiği gibi işletilmesi ve Gazze’de huzurun, istikrarın yeniden tesis edilmesi için etkin bir rol oynayacaktır” diye konuştu. “Gazze’de Filistinli kardeşlerimizin hak ettikleri onurlu bir geleceğe ve kalıcı bir barışa ulaşmasını istiyoruz” diyen Erdoğan şu ifadeleri kullandı:
Gazze’deki zulmün bir benzerini bir başka coğrafyada Müslümanlar yapsaydı, biz onların da karşısında bugünkü gibi dimdik dururduk. Biz yıllardır ‘Mazlumun diline, dinine, inancına, derisinin rengine bakmayız’ demiyor muyuz? İşte bu, bizim klas duruşumuzdur. Ateşkes, insani yardım ve sivillerin korunması için atılacak adımların bir an önce hayata geçirilmesi gerekiyor. Türkiye bunları sağlamak için büyük bir çaba gösteriyor.
‘Mısır’ın bulunduğu yer kritik’
Erdoğan şöyle devam etti:
Mısır’ın da Gazze ve Filistin meselesinin daha fazla derinleşmesini istemediğini gördük ve bunu biliyoruz. Bölgenin yeni bir yangını kaldıracak hali yok. Bunu Mısır yönetimi de çok iyi görüyor. İsrail’in bölgede yıllardır oluşturduğu sistematik istikrarsızlık, Mısır’ı da süreç içerisinde yıprattı. Bu çatışmaların sona ermesini, Filistin’in huzura kavuşmasını bizim kadar Mısır da istiyor. Özellikle açlığın silah olarak kullanılmasına ve Filistinlilerin topraklarından sürülmesine yüksek sesle karşı çıktılar ve bunu sürdürüyorlar. Mısır’ın bulunduğu yer kritik. Hem coğrafi konumu, hem tarihi sorumluluğu itibarıyla Gazze’nin kaderinde önemli bir aktör.

‘Suriye’nin kuzeyindeki istikrar bizi doğrudan ilgilendiriyor’
AKP’li Cumhurbaşkanı “Suriye’de gelinen son noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusunu da yanıtladı.
Erdoğan “Suriye’nin kuzeyinde istikrarın ve huzurun tesisi, bizi doğrudan ilgilendiriyor. Komşumuzun tek devlet, tek ordu, tek Suriye anlayışı ile bütünleşmesi bizim en büyük arzumuzdur” dedi. “SDG’nin anlaşmalara uymasının Suriye’deki barış iklimini güçlendirecek ve kalıcı istikrarı kolaylaştıracağını” savunan Erdoğan, şunları ekledi:
Kimse, çatışmaları körüklemeyi, gerilimi tırmandırmayı, zamana oynamayı aklının ucundan bile geçirmemeli. Yanlış hesap bugüne kadar hem Şam’dan hem de Ankara’dan dönmüştür. Kuşkusuz yine dönecektir. Biz, tüm renkleriyle bir, bütün, güçlü, huzurlu bir Suriye’den yanayız. Suriye’nin yanındayız. Kürt, Arap, Türkmen, Nusayri demeden herkesi muhabbetle kucaklıyoruz. Suriye halkı bizim dostumuz ve kardeşimizdir. Bizim sorunumuz terörledir. Ayrılıkçı emellerine ulaşmak için terörü bir yol ve yöntem olarak kullananlarladır.
Suriye’nin kuzeyindeki sorunun çözülmesiyle ‘Terörsüz Türkiye’ sürecinin yükü de hafiflemiş oldu. Meclis’teki komisyon, ortak raporunu tekemmül ettirmek üzere. Temennimiz rapora, uzlaşının ve sürece dinamizm kazandıracak bir bakış açısının damga vurmasıdır.
6 Şubat depremleri: Muhalefete yüklendi, ‘Onlara kalsa milletimiz hâlâ açıkta’ dedi
Depremin yıldönümü hakkındaysa Erdoğan, “Anlaşılan asrın felaketinin yıl dönümü yaklaşıyor diye, deprem turistleri yine hareketlenmiş vaziyette” dedi. Deprem bölgesinde devam eden sorunlara değinmeyen Erdoğan muhalefeti eleştirdi.
“Onlara kalsa, milletimiz hâlâ açıktaydı. Onlara kalsa, deprem bölgesindeki insanlarımız yuvalarına kavuşmamıştı. Onlara kalsa, deprem bölgesinde derin bir insanlık dramı yaşanıyor olacaktı” dedi. Erdoğan şöyle konuştu:
Muhalefet ilk günden itibaren ‘yapamazlar, bitiremezler, enkazın altında kalırlar’ diyerek yaşanan felaketten rant devşirmeye kalkıştı. Yönettikleri bazı büyükşehirlerde deprem gibi büyük bir felaket yaşanmamışken, milleti bir yudum suya, temel belediyecilik hizmetlerine muhtaç edenler, yolsuzluklara, türlü çeşit hırsızlıklara kol kanat gerenler 11 ili dört başı mamur bir şekilde yeniden inşa eden bir iktidara laf söyleyebiliyor.
‘İstanbul’a suyu Istranca dağlarından biz getirdik’
Erdoğan “CHP’den önce biz yaptık” nakaratına da devam etti.
CHP’li belediyelerdeki su sıkıntısı için, “Ben, belediye başkanlığından geliyorum. Istranca Dağları’ndan biz suyu İstanbul’a getirdik. Belediyeyi kimden devralmıştık? O zaman malum CHP zihniyetinden devralmıştık. Istranca dağlarından 180 kilometre öteden suyu, biz İstanbul’a getirdiğimiz zaman, hepsi şok olmuştu” dedi. Şu ifadeleri kullandı:
CHP’li belediyeler, ellerindeki suyu millete ulaştıramıyor. Geceleri bakıyorsun benim vatandaşım elinde bidonlarla gidiyor, tankerlerin kuyruğunda su bekliyor. Aramızdaki fark bu. Biz su zengini bir ülke değiliz. Bu nedenle sizin de söylediğiniz gibi su stresi, hatta sıkıntısı yaşayan bir ülkeyiz. Öncelikle tasarrufu önemsiyoruz ve milletimizi su tasarrufuna teşvik için sürekli projeler geliştiriyoruz. Peki ne yapmamız lazım? Belediyelerimizin su temini ile ilgili yaptığı çalışma dışında bizim bir diğer kaynağımız Devlet Su İşleri’dir. Devlet Su İşleri de bu noktada harıl harıl çalışıyor. Çünkü biz, belediyelerin su temininin dışında ayrıca Devlet Su İşleri’nin de su teminiyle inşallah bu işi yoluna koyacağız.
‘2026 kapsamlı bir reform yılı olacak’: Belediyelerde değişiklik yolda
Erdoğan’a daha önce sarf ettiği, “2026 kapsamlı bir reform yılı olacak” sözleri de soruldu.
Erdoğan belediye yönetimiyle ilgili değişiklik sinyali verdi. “Belediyelerin millet adına kullandıkları kaynakların denetiminde problemler yaşandığını görüyoruz. Merkezi idare ile yerel yönetimler arasındaki o hantal, yetki çatışmalarına neden olan yapıyı bir defa modernize etmeliyiz” dedi.
AKP’li Cumhurbaşkanı, “Mali disiplinin artırılması, daha etkin ve verimli hizmet üretilmesi konusu, bir gereklilik halini almıştır. Milletin desteğiyle gelen belediye yönetiminin, millete hizmet etmesi şarttır. Yani, sistem öyle olmalı ki; belediye başkanı ve yönetimi mutlaka çalışmak zorunda kalsın. Hizmet odaklı verimli belediyeciliği, sistem zorunlu kılsın. Bunu yapmayanlar için de müeyyideler uygulansın, tanımlansın. Bunu sağlayacak sistemi planlamalı ve hayata geçirmeliyiz” diye konuştu.

