Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Turizm Döngüsü ve Kendi Kendini Yok Etme: Bir Destinasyon Nasıl Başarısının Kurbanı Olur?

Temiz, güvenli ve uygun fiyatlı bir turizm bölgesinin zamanla fırsatçılık, suç örgütleri, denetimsizlik ve yolsuzluk nedeniyle nasıl çöküşe sürüklendiğini anlatan bu değerlendirme; turizmde sürdürülebilirliğin önemine dikkat çekiyor. Başarıyla başlayan süreç, kontrolsüz büyüme ve sistemik bozulmayla bir turizm mezarlığına dönüşebiliyor.

Temiz, güvenli ve uygun fiyatlı bir turizm bölgesinin zamanla fırsatçılık,

“Turizm Döngüsü ve Kendi Kendini Yok Etme” (Destruction by Tourism)
Anlatacağım bir destinasyonun kendi başarısının kurbanı olma hikayesidir. Aşama aşama
tam da şöyle gelişiyor bu hikaye: Bölge temizdir, esnaf güler yüzlüdür ve fiyatlar kaliteye
göre çok uygundur. Memnun kalan turistler bölgeyi över, talep hızla patlar ve bölgeye ciddi
bir nakit para akışı başlar. İşte hikayenin kırılma noktası, bunu korumak imkansız hale gelir.
Kolay ve büyük para, organize suç örgütlerinin ve “çakal” olarak tabir edilen fırsatçı
işletmecilerin dikkatini çeker. Eski ve dürüst esnaf tehditle, yüksek kira artışlarıyla veya
baskıyla bölgeden uzaklaştırılırken hizmet kalitesi düşer, fiyatlar fahiş seviyelere fırlar. “Nasıl
olsa yine turist gelecek” mantığı yerleşir. İlk başlayan Menü Oyunlarıdır; kuver, servis ücreti
veya yazılmayan fiyatlar üzerinden turistler dolandırılır.
Hesaba itiraz eden müşteriler mafyatik yöntemlerle, tehditle veya şiddetle sindirilir.Sosyal
medyada ve şikayet sitelerinde bölgenin adı “kazıkçı/tehlikeli” olarak yayılır. Bilinçli tüketici
ayağını keser. Bölgeye sadece durumdan habersiz, bir kez gelecek kitle kalır. Müşteri
azaldıkça nakit sıkışıklığı yaşayan çakallar, kalan son müşterilere daha agresif şekilde
“hesap kitlemeye” başlar. Sonunda bölge tamamen itibarını kaybeder, işletmeler batar ve
geriye suç oranının yüksek olduğu, terk edilmiş bir turizm mezarlığı kalır.
Bu döngüyü kırmanın tek yolu, sürecin en başından itibaren sıkı devlet denetimi, şeffaf fiyat
tarifeleri (menü zorunluluğu) ve yerel yönetim-polis iş birliğiyle suç unsurlarının bölgeye
sokulmamasıdır.
Ancak bir tehdit ortaya çıkabilir: Polis ve yerel yetkililerin bu rant çarkına dâhil olması,
durumu bir “turizm probleminden” çıkıp organize bir kamusal çürüme ve sistemik yolsuzluk
krizine dönüşmesine neden olur. Kanunu uygulamakla görevli kişilerin paydaş haline geldiği
bu senaryoda döngü çok daha yıkıcı, hızlı ve geri dönülemez şekilde ilerler. Bölge artık
sadece fiziki olarak değil, hukuken de güvensizdir. Can ve mal güvenliği olmadığını anlayan
nitelikli yerli ve yabancı turist bıçak gibi kesilir. Bölgeye artık normal turist değil; kara para
aklamak isteyenler, kumar oynatanlar, uyuşturucu tacirleri ve diğer illegal yapılar yerleşir.
Mekanlar turizm tesisi olmaktan çıkıp suç yuvasına döner.
Bu aşamaya gelmiş bir yapıyı yerel imkanlarla düzeltmek imkansızdır; tek çözüm merkezi
yönetimin (İçişleri Bakanlığı, adli müfettişler vb.) dışarıdan operasyon yapmasıdır.
Merkezî yönetimin de yorgun olması ve/veya isteksiz olması durumları maalesef topyekûn
çöküşü tırmandırır. Meksika ve Acapulco şehri anlattıklarımıza çok uygun örneklerdir.
Türkiye’mizi buraya düşme tehlikesinden hızla çıkarmak aklıselim her yöneticinin
sorumluluğudur.